Frig Vadileri Dağ Maratonu

Uzun zamandır koşan biri olarak hep bir ultra maraton koşma hayalim vardı, Frig vadileri ultra maratonu ilanını gördüğüm anda hemen 60 Km için kaydımı yaptım.

Zaten düzenli koştuğum için beni çok etkilemez diye düşünüyordum ama konu dağda bayırda koşmak olunca antrenmanlarımın zamanı ve mesafesi birden arttı :) Koşularımı 10 Km den önce bırakmaz oldum, internette yaptığım aramalar sonucunda bulduğum bir programa göre de günlük 15 Km koşmam gerektiğine karar verdim.

Koşular haftada beş gün ve intervaller daha önce hiç denemediğim 4X1600 m gibi korkutucu boyutlardaydı, haftasonları uzun koşular da en az 3 saatlik olunca ultra maratona çok da fazla gerek yok gibi gelmeye başladı :)

 

Bir süre antrenman yaptıktan sonra, Eyüp stadında beraber koştuğumuz 21K ve altı mesafelerin efsane ismi Tayfun Bingöl maraton koşmaya karar verdi ve Avrasya maratonu için hazırlanmaya başladı. Yoğun ısrarlarına dayanamayıp ben de hedef değiştirerek Avrasya’da maraton koşmaya karar verdim. Bu karar Frig vadileri için hedefi haliyle değiştirdi ve kaydımı 29 Km ye çevirdim.

 

Frig mesafesinin kısalması programdan tamamen çıkarmama sebep oldu, Avrasya da 42 Km koşacak olmam Frig için herhangi bir özel antrenman yapmaktan kurtardı beni :)

Yaklaşık üç yıldır koşmama rağmen daha önce hiç bu kadar sıkı çalış(a)mamıştım, yoğun antrenmanlar sonunda hızım ve dayanıklılığım ciddi ölçüde arttı.

Frig Vadileri için Afyon’a gitme zamanı yaklaştığı zaman Nihat abim Ataşehir Atletizm için kiralanan otobüste kendilerine katılmamı istedi, hiç düşünmeden atladım ve süper bir ekiple aynı otobüsle gidip hep beraber aynı otelde kaldık.

Mesafe kısa olunca bu bizim için turistlik gezi gibi oldu, otele yerleşip hamam, havuz sauna vb. aktivitelerin tadını çıkardıktan sonra Akut Afyon ekibinin gönüllü rehberliğiyle şehir turu attık, bu tur sırasında çok süper baklagüller satan bir amcadan bir çuval baklagül almayı da ihmal etmedim tabi :)

 

Şehir turu yemekle başladı

Daha sonra otele gelip numaralarımızı alacağımız sırada benim kaydımın 60 Km kaldığını gördüm, değişmesini istediğimde direkt olarak kaç yapalım dediler ve ben direkt olarak 42 Km dedim :) Buna kendim de şaştım aslında ama zaten 29K bitince enerjim olursa 42’ye tamamlarım diyordum. En baştan yazılayım da sonra çantalar vb. hiç uğraşmayım dedim :)

 

Yarış sabahı 6:30 da kahvaltı başlıyordu, Nihat abiyle birlikte aynı odada kaldığımız için saatlerimizi 6:15 e kurup yattık, Nihat abinin bir süredir devam eden sancısı sabah kalkınca şiddetli bir şekilde geldi ve gitmedi, Nihat abi koşusunu göbek taşında yapmaya karar verdi ve birlikte kahvaltıya indik.

 

Tecrübeli koşucuların yarış sabahı hafif bir kahvaltı yapılması gerektiği yönündeki tavsiyesine uyarak, bir tost, bir tabak menemen ve üstüne bir tane krep yedim, boş krep gitmeyeceği için üzerine kalınca katlar halinde çikolata, bal ve meşhur Afyon Kaymağı sürüp mideye indirdim :)

Her ihtimale karşı istanbuldan getirdiğim Muzumu yanıma alarak başlangıç alanına gittim, bu arada yarış boyu stok lazım olur diye 1 litreden fazla su içtim, bu sular yarış başlamadan 3-5 kere tuvalet molası vermeme neden oldu tabi :)

Normalden 1,5 saat önce yarış alanına vardığımız için pek çoğunu İstanbul’dan tanıdığımız koşucularla makara kukara yaparak geçirdik, taktikler ve son önlemleri alıp muzu da paylaşarak start alanına geçtik.

Yağmur için aldığımız önlem 🙂

Biz starta varmadan çok önce başlayan yağmur kimsenin moralini bozmadı, güzel güzel başladık ve ilk 2 Km boyunca yaklaşık 6 dakikada 1 Km gidecek hızda Ataşehir Atletizm’deki abilerimiz, Kıvanç ve Rabia ile birlikte gittim,

İlk iki Km sonunda ufaktan hızlanarak tek başıma koşmaya başladım, herkesle selamlaşarak muhabbet ederek uzunca bir süre gittikten sonra, kendime rakip olarak görebileceğim büyük ultracı Şirin Mine Kılıç’ı yakaladım ve onunla muhabbet ederek gitmeye başladık, onlarda zaten ikili olarak koştukları ve herkesin yaklaşık aynı hızda koşması sebebiyle 5-10 kişilik bir grup halinde muhabbet ederek devam ettik, aynı hızda koşan 29K, 42K, 60K ve 100K koşucuları bir süre beraber gittikten sonra, su molalarında ayrılmak zorunda kaldık, yolda bolca çeşme olduğunu duyduğum için ben yanıma su dahil hiçbir şey almamıştım, sadece iki tüp tahin-pekmez karışımım vardı fakat onları hüpletmek için de bolca su gerekiyordu, ilk çeşmede bol bol suyla onlardan birini götürdüm.

 

Bir gün önce bize anlatılan 29 K bitiş noktasına ulaştığımda lokma tepsisini görünce sanırım gözüm döndü, tek tek tepsiden lokmaları alıp ağzıma atmaya başladım, bir süre sonra lokma dağıtan çocuğa birisi gelip “kaseden versene insanlar niye tepsiden eliyle yiyorlar” fırçası atması nedeniyle elime bir kase lokma daha alıp orda yemeye devam ettim :) Bir süre sonra çok önceden hızla yanından geçtiğim Aylin gelip “Sen 42Km koşmayacak mıydın ne işin var burada” uyarısı üzerine verilen sodamı bitirip mecburen koşmaya devam ettim :)

Bu noktadan sonra kalabalık epeyce azaldı, daha ilk sapakta takip edecek kimse olmadığı için yolu karıştırdım, neyse ki çook uzaklarda birisinin farklı bir yere gittiğini görüp işaretleri takip ettim ve doğru yolu buldum.

Issız yollar

 

Lokma yerken geçen zamanı hesaplayamadığım için Şirin ve Serhat’ı görürüm ümidiyle gittikçe hızlandım fakat ikisinden de hiçbir iz bulamadım. Göl kenarına geldiğimizde Kertenkeler’den Banu 150 m kadar önümdeydi, virajlı bir yolda virajı almaya gerek görmeyip kestirmeden 150m kadar önüne geçtim :) Daha sonra arkamızdan ıslık çalan bir görevli yanlış yoldasın diye Banu’ya bağırmaya başladı, kulaklığı olmadığı için duymadan hızla koşmaya devam ettiği için mecburen koşup yakalamayı denedim, hem koşup hem bağırarak yaklaşmaya çalıştım ama çok hızlı olduğu için neredeyse yetişemiyordum, neyseki sesimi duydu ve doğru yola döndü :)

 

Banuyu cebren ve hileyle geçmeden az önce

Birkaç dağ bayır daha aştıktan sonra Kaya’yla karşılaştım ve bir Km kadar birlikte koştuk, son km ler olduğu için düzlükte sonra bir hızlanma daha yapıp Kaya’dan uzaklaştım ve bitiş noktasına doğru 5 dakikada bir km geçecek hızla gitmeye başladım.

 

Bitiş noktasına gidip Şirin ve Serhat’ı çoktan gelmiş çorbalarını içerken görünce biraz yıkılsam da bitirmenin mutluluğu paha biçilemezdi. İlk maratonumu düz yolda 4 saat 08 dakika ile bitirdikten sonra dağ maratonunu 4 saat 16 dakikada bitirmiş olmak çok gurur vericiydi.

 

Giyinip otele geldikten sonra Rabia ve Serhat’la birlikte önce kapalı havuz, daha sonra açık sıcak havuz ve son olarak da buz gibi açık havuza girerek günün yorgunluğunu üzerimizden attık.

 

Bizim yarış bitse bile devam eden insanları unutmadık ve önce 60 Km daha sonra da 100 Km den gelen koşucuları karşıladık.

100 Km birincisi Hüseyin Haşhaş’ı karşılamaya koşarak gidelim son 100 metreyi yan yana koşarak geliriz diye düşünsek bile 100 Km koşmuş Hüseyin’in hızına yetişemedik ve o bizden önce bitişe ulaştı :)

 

Son olarak kadınlar birincisi hocamız Bakiye Duran’ı karşılamaya koştuk ve son birkaç yüz metresini birlikte koştuk.

Kadınlar 100Km birincisi Bakiye Duran

 

Koşunun ardından hakettiğimiz biraları ödül töreninde içmeyi ihmal etmedik :)

Ödül töreninin ardından

Sertifikamızı da aldık tabi

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir