2012 Kıtalararası Yüzme Yarışı

Küçük bir çocukken otobüslerin arkasında ilanlarını görüp katılmak isterdim ama elimizden tutan olmadı bir türlü, bir karış bacağımla nasıl bir özgüven varsa boğazı rahat geçebilirim gibi geliyordu o zamanlar..

Nasıl oluyorsa hep yarışlar geçtikten sonra haberimiz oluyordu durumdan

İki sene önce (2010 yarışlarında) daha yılbaşından yarışları aradım internetten ve buldum, o kadar erken olmasına rağmen başvurular neredeyse bitmek üzereydi, hemen evrakları hazırlayıp başvurumu yaptım, motivasyon kaynağı olması açısından birkaç arkadaşa da gazı verdim ve hep beraber başvurduk.

Başvuru kısmı işin kolay kısmıydı, yarışa katılabilmek için bir ön eleme vardı, bu elemede 800 m mesafeyi 14 dakikada yüzmek gerekiyordu. Birsürü bilişimciden matematiği yeteri kadar iyi olan yoktu herhalde ki hepimiz bunu rahatlıkla yaparız gibi geldi :)

Eleme günü geldiğinde bazı arkadaşlar havuza girmedi bile, bazıları da girer girmez çıktılar, biz birkaç kişi elimizden geldiğince yüzdük fakat arada kenardakilerden biri beni durdurdu ve nabız sordu, sanırım 15 saniye saydırdı ve 35 çıkınca beni dışarı aldı. Ben de iki senedir niye daha düşük söylemedim diye kendime kızıyorum :)

Sonuçlar açıklandığında yarışmacı listesinde hiçbirimiz yoktuk :)

2011 de başvurmadık bile

2012 yılı geldiğinde koşmaya başladığım için nabız ne yaparsam yapayım fazla yükselmiyordu, derkan AdımAdım koşu gurbunda (www.adimadim.org) Suda Koşanlar isminde bir grup kurulmuş ve daha önceki yıllarda olduğu gibi hep beraber 2012 boğaziçi kıtalararası yüzme yarışına katılma düşüncesi varmış. Ben tam nabız da düzgün katılsam mı diye düşünürken, Şirketimizin İnsan Kaynakları bölümünden Kurumsal Oyunlar için bizi destekleyecekleri yönünde bir mail geldi, 8 antenmana kadar karşılayacağız dediler, aslında sadece 80 TL olan bu vaat nedense bana çok cazip geldi ve ben hem kurumsal oyunlar da hem de 2012 boğaziçi geçişinde yarışmaya karar verdim.

Antrenmanlara başladığımda amacım yavaş yavaş mesafeyi arttırarak 800 metreye ulaşmaktı. Ama sanırım koşmanın etkisiyle, ilk denemede yorulunca bırakırım diye başladığım antrenmanda hiç yorulmadım ve direkt 800 metre yüzebildim :)

Hemen internetten koşu programlarıma benzer yüzme programları buldum ve uygulamaya çalıştım. Maalesef yüzme antrenmanları o kadar kolay değilmiş :) Bir sürü şey yap deniyor ama ben herhangi birisini yaptığımda ikinciye geçecek dermanım kalmıyor :) Antrenman yapacağım diye yüzmeden soğudum, havuza gitmez oldum, bu konuda sürekli birilerine soru sorarken Dailymile.com dan yazıştığım, triatloncu Duygun Yurteri, o antrenmanları yapabilmek için önce 2-3 km rahatlıkla yüzüyor olmak gerektiğini daha önce denemedin bile mantıklı olmadığını söyledi. Yarışmalarda da amacın derece yapmak değil sadece bitirmekse 800 metre yüzme yeter kendini kasma haddini bil manasına gelen şeyler söyledi :) Duygunun tecrübelerine güvenip kendimi kasmayı bıraktım bende.

Kurumsal oyunlar yarışında 50+ amcalar bile beni geçince biraz dokundu ama en azından soruncu olmadım :)

Benim için yıllardır önemli olan şey boğazı karşıdan karşıya yüzmekti, kendimi buna hazırlamak istiyordum ama bir türlü doğru düzgün antrenman yapma fırsatı olmadı.

Forumlardan boğaz geçişiyle ilgili okuduğum şeyler biraz gözümü korkuttu, geçişten bir önceki gün tekne turunda anlatılanlar da hepten tuz biber ekti. Rehberimiz nerelerde hatalar yapılabileceğini akıtıdan nezaman çıkmak nezaman çıkmamak gerektiğini vb. herşeyi güzel güzel anlattı, sonlara doğru da, eğer çok iyi kondisyonunuz yoksa, buraya sadece bitirmeye geldiyseniz hiç kendinizi kasmayın, enerjinizi sonlara saklayın, ozamana kadar da boğazın keyfini çıkarın dedi, bu bana nedense çok cazip geldi :)

Yarış sonunda finish çizgisini kaçırmamak için Kulelinin ucu göründüğünde kondisyonunuz çok iyi değilse direk 90 derece yüzmeye başlayın dedi, tabi ben kondisyonumun o kadar da kötü olduğunu düşünmediğim için adamı dinlemedim :) Kulelinin yanına gelene kadar kendimi kasmadım, Kulelinin yanına gelince de sakin sakin tam 90 derece bile yapmadan kenara doğru yüzmeye başladım.

Bütün yarış boyunca, allah allah hep akıntı var diyorlardı hiç akıntı yok ben kendim gidiyorum diye düşündüğüm boğaz birden akıntılı gibi gelmeye başladı :) benim finish hizasına yanaşma hızım kenara yanaşma hızımdan çok fazlaydı ve çok kısa sürede finish ile aynı hizaya geldim, maalesef kenara epeyce bir uzaklık vardı :) boğaz geçiş mücadelesi tam o anda başladı, 50 dakika falan olmuştu, benim için mükemmel bir dereceydi ama 10-20 metre ötedeki finish e bir türlü ulaşılamıyordu :) Hatta gittikçe uzaklaşıyordum, en korktuğum şey başıma gelmek üzereydi, sürekli kendimi motive ederek tempomu arttırıyordum ama pek iç açıcı gelişmeler olmuyordu, o kadar yoruldum ki yakınlarda bir tekne olsa yarışıo bırakabilirdim, Allahtan tekneler daha fazla adam toplayabilmek için boğaz köprüsünün altında toplanmışlardı :) elli kulaç daha at geliyorsun, hadi bi on daha, son yüz kulaç vb. gazlar ile finish e ulaştım fakat elimi kaldıracak halim yoktu, kolumdaki chip i okutmam bir dakikadan fazla sürdü, merdivene çıkmam da öyle, çıktığımda ayakta zor duruyordum. Verilen havluya zorla sarıldım ve dağıtılan sporcu içeceği ve suları alıp neredeyse sürünerek uzaklaştım. Sporcu içeceğini içinse (Sanırım pisikolojik) hemen kendime geldim ve tanıdıkları aramaya başladım, AdımAdım dan beraber girdiğimiz arkadaşların bazıları da aynı zamanlarda çıkmış, onlarla kısa bir sohbetin ardından kendimi gölgelik bir yere attım ve Büyük düşünür Berk Baybuğanın dediği gibi Keyfin Tadını Çıkardım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir